HOŞGELDİNİZ!

23 Nisan 2017 Pazar

Herkese merhaba..

                     Öncelikle, yazılarımı yayından kaldırdığım günden beri, yorum bırakan, adresime e-posta atan herkese çok teşekkürler. Yazılarımın bu kadar ilgi gördüğünü, hiç tanımadığım insanlara tercüman olduğunu bilmiyordum. Çok teşekkürler herkese.. En içten teşekkürlerimle..
                      O zamandan bu zamana çok şey oldu, bitti, her şey değişti. En başta da ben değiştim. Büyüdüm desem? Pek inanılır gibi gelmediğinin farkındayım ama insan büyüyormuş, büyüyebiliyormuş, olgun bir insan olacağım hiç aklıma gelmezdi, hep o dokuz yaşındaki küçük kız olacağımı düşünürdüm. Gerçi hâlâ leylayım, leylalığımı hiç bırakmadım. İnsan büyüse de hâlâ leyla kalabiliyormuş, bunu da yaşayarak öğrendim. Hatta bu leylalığına rağmen iş güç derdine düşüyormuş, üniversite sıralarında olmaya benzemiyormuş mesela iş alemi, stresi farklı, insanlarla ilişkisi, anlaşması farklı, dünyası farklı, düşünceleri farklı, her şeyden önce ben farklıyım. O eski ben, ben değilim mesela. Dünyaya bakışı değişmiş bir insanım ben de artık ama dünyayla derdi hiç bitmeyen. Hâlâ o hüznümü taşıyorum içimde, keşkelerim daha da artıyor..
                  İnsan içindeki çocukla beraber nasıl yaşayabiliyormuş ben bunu da öğrendim.  İnanılır gibi değil belki ama yaşlandım bile. Otuz olacağım. İki sene sonra hayatımdan otuz yıl gitmiş olacak. Hayallerim diyeceğim yine, hayallerim diyeceğim ve orda kalacağım.. susacağım işte tam burada. Sus olacağım.
                   "Yazmayı bırakıyorum" dediğim günden beri, varolan defterlerimden daha çok defterim oldu, defterlerime gömüldüm diyebiliirm, gömüldüm ve çıkamadım. Ve hâlâ yazıyorum merak etmeyin. Bırakmadım yazmayı. Ama artık yayınlamayacağım yazdıklarımı çünkü eften püften insanların bile yazar olduğu, kitaplarını çıkardığı bir dünyada yer almak istemiyorum. Malumunuz, popülerizm beni bozar. Ben kendi içime saklanmayı, saklandığım yer de mutlu olmayı seven biriyim. Bırakın yazdıklarım bana kalsın. Belki evde kalmaktan kurtulabilirsem çocuklarıma da kalır.
                 Hep aklıma gelir ya, Cemil Meriç'in jurnalleri. Belki benim çocuklarımda benden sonra benim jurnallerimi çıkarır? Yada yok olur giderim niceleri gibi. Bu dünya alemi..
                     Ben defterlerime yazıyorum, kendim için yazıyorum, gelecekte benden geriye kalan şeyler arasında defterlerimin olması beni daha mutlu ediyor. Kalemlerim, kitaplarım ve defterlerim..
Kuzeyin dünyasında başka neye yer var ki?

Teşekkürle.. sevgiyle..
Barış ve iyilik dolu bir dünyada buluşmak üzere.


30 Mayıs 2016 Pazartesi

"Kuzey Beyrut bu dünyanın cehennemidir."

Merhaba,
Bu bir veda yazısı..
Artık yazmayacağım. Artık kuzey olmayacağım. Ve; Bugün kuzey ölecek.
Üzgünüm, çok uğraştım, çok çabaladım kuzey ölmesin diye. Ama kuzeye daha fazla acı çektiremem.
O yüzden ben artık hayatıma Büşra olarak, sıradan insanlar gibi devam edeceğim.

Hayatta ki işi sadece nefes alıp vermek, yemek, içmek, tüketmek, sıçmak olan klasik bir insan modeli olarak bu hayatta ki gerçek son nefesimi beklemeye koyulacağım. Çünkü bu hayatta benim gibi kendini keşfetmeye çıkmış, hayatı, insanlığı ve yaratılan bütün varlıkları anlamaya çabalayanlara yer yok. Bu dünya güçlülerin ve zalimlerin kurallarıyla işleyen bir hapishane haline gelmiş. Ve kuzeyi bu hapishaneye mahkum etmeye Hakkı'm yok.

Ben kendimi keşfettim, kendi adımı kendim koydum, kuzey dedim.
Bütün yazılarımı geri çekiyorum. Defterlerimi de teker teker yakıyorum. Kuzeyin ömrü bu kadarmış.

Göz yaşlarımın arasında bu yazıyı yazmam da zor oldu ama veda etmeden gitmek istemedim.

Herkese selam, her şeye hoşçakal.